Ağız Nedir, Anadolu Ağzından Örnekler

Ağzı oluşturan farklılıklar bölgesel farklılıklarla meydana geldiği gibi, meslek ve öğrenim farklılıkları da ağzı oluşturan unsurlardandır. 

Genellikle ağız ile şive birbirleriyle sıklıkla karıştırılmaktadır.

Fakat ağız, şive içerisinde yer alan bir kavramdır.

Açıklayıcı bir örnek vermemiz gerekirse; Türkiye Türkçesi bir şivenin, Denizli ağzı ise Türkiye Türkçesi içinde, belirli bir bölgede oluşmuş söyleyiş ve ses farklarının adıdır.

Bu söyleyiş farklılıkları sadece şehirler ve bölgeler arasında değil, köyler arasında dahi farklılıklar gösterebilir. 

Burada söz konusu olan durum biçimsel bir farklılık değil, sadece bir ses değişimidir.

Örneğin; Karadeniz ağzında “g” sesinin “c” olarak çıktığı görülür.

“Celdum”,“Cittum” gibi.

Bu ağızda, ekte bulunan düz sesli olan “i” sesinin, yuvarlak sesli olan “u” harfi olarak söylenmesi de ağız özelliğidir.

Anadolu topraklarının bulunduğu coğrafya üzerinde çok sayıda farklı ağız görülmektedir.

Bu ağızlar üç farklı bölgesel grup olarak karşımıza çıkmaktadır.

Doğu grubu, Kuzeydoğu grubu ve Batı grubu şeklinde adlandırılırlar.

Bu gruplar kendi içerisinde de sınırlarında bulunan farklı bölgelerde ayrı gruplara ayrılırlar.

Ülkemizde en çok bilinen ağızlar; Ege ağzı, Karadeniz ağzı ve Doğu Anadolu ağzıdır.

Bu ağızların daha çok bilinir olması folklorde karşımıza sıklıkla çıkmalarıdır.

Özellikle bu ağızları kullanarak seslendirilen halk türküleri bu konuda önemli bir etken olmuştur. 

Anadolu ağızlarından örnekler vererek bu ses değişimlerine göz atacak olursak; Ege ağzında “r” sesinin kaybolduğunu ve “var” kelimesinin “va” şeklinde kullanıldığını görürüz.

Diğer bir bölge olan Orta Anadolu’da ise; “k” sesi “g” ve “p” sesi “b” sesi olarak söylenir.

Örneklendirecek olursak; Konya-Gonya, keçi-geçi, piliç-biliç vb.

Bu örnekleri zengin Anadolu kültürü içerisinde çoğaltmak mümkündür.

Fakat artık günümüzde yazı dilinin eğitim seviyesinin artması ile ileri düzeyde kullanılması bu ağızların yavaş yavaş kaybolmasına neden olmaktadır.

Bu noktada kültürel bir miras olarak görmemiz gereken ağızları yeni nesillere aktarmak konusunda, bu ağızlara hakim olan kişilere büyük bir sorumluluk düşmektedir.

CEVAP VER