Aşık Veysel ve Halk Şiiri

Aşık Veysel bağlama çalmaya çok küçük yaştayken, babasının ona oyalanması için aldığı bağlamayla başlamıştır.

O da bu serüvene, müziğe ilgi duyan herkes gibi ilk olarak diğer ozanların parçalarını çalarak başlamıştır.

Ancak 1933 yılında bir gün tesadüf eseri karşılaştığı Ahmet Kutsi Tecer’in ona bu alanda başarılı olabileceğinin teşvikini vermesiyle Aşık Veysel kendi şiirlerini yazmaya başlamıştır.

Aşık Veysel’in kendi sözleri insan kalbine hitap edebildiği için büyük ilgi görmüştür.

Çünkü; bu dillere destan, ozan halkın içindendir ve sözleriyle de sesiyle de halkı yansıtmaktadır.

Halk şiiri de aynı Aşık Veysel gibi halkı içten bir şekilde tamamen yansıtabilen ve sadece halktan unsurlar barındıran bir yaşam unsurudur.

Halk şiirleri genellikle sözlü ifade edilen bir etkinliktir.

Bu nedenle birçok halk şiiri yazılı eserlerde yer almasa da kulaktan kulağa dolaşarak günümüze kadar aktarılabilmiştir.

Halk şiirleri çoğu zaman şairi bilinmeyen anonim eserlerdir.

Bunun böyle olması halk şiirlerinin yayılmasını daha da kolaylaştırmıştır.

Çünkü; halka göre bu şiirler tek bir kişiye ait olmazken hepsinden birer parça taşımaktadır.

Halk şiirleri genellikle halkın sahip olduğu coşku ve heyecanı artırmak ve aktarmak için yazılmışlardır.

Anonim, Aşık tarzı ve dini-tasavvufi olmak üzere üç çeşit halk şiiri türü bulunmaktadır.

Bunlardan biri olan Aşık tarzı halk şiirinin en bilinen temsilcisi Aşık Veysel’dir.

Ve günümüzde dahi halk şiiri denilince akla gelen ilk isimlerin başında yer almaktadır.

Çünkü; onun besteleri insanın içine işleyebilirken aynı zamanda yazıldığı tarihlere de bir zaman yolculuğu yaptırmayı başarmaktadır.

CEVAP VER