Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu


Kişilik insanın dünyayı kavraması, algılayışı ve düşünce tarzıdır. 

Dissosiyatif kişilik bozukluğunda ise kişiler içinde farklı kişilikler hissedip, bu kişiliklere uyan davranışlarda bulunur. 

Bu kişiliklerin etkisi altında olduğu anlarda yaptıklarından habersizdir. 

Bu kişilikler bireyin kendi cinsiyetinden, yaş grubundan, sosyoekonomik ve kültürel durumundan farklı olabilir. 

Hastalar oluşturdukları kişilere ait kafasının içinden gelen ve kendisini yönlendiren sesler duyabilir.

Farklı kişilikler var olan ‘ev sahibi’ kişiliğe zarar verici davranışlar gösterebilir. 

Bu hastalarda eş ya da karşı cinse karşı uygunsuz ilişkiler, suça yönelik davranışlar görülebilir. 

Hastada oluşan bu kişiliklerin birbirleriyle çatışmaları ve birbirlerini öldürme ihtimalleri yüksektir. 

Çoğul kişiliklerde birdenbire başka kişilikler ortaya çıkıyor.

Kişinin adı değişebiliyor, huyu ve pek çok bedensel özelliği de değişebiliyor. 

Örneğin; normalde tansiyonu düşük olan bir hasta başka bir kişiliğe geçtiğinde tansiyonu yükselebiliyor.

Beyin elektronları çekildiğinde de değişiklik fark ediliyor. 

Çok iyi yaptığı bir sporu yapamaz hale gelebiliyor.

Ses tonları, jestler, mimikler değişebiliyor. 

Kimlik değişimleri hastaların genelde stres ve çevresinde oluşan psikolojik ve sosyal tehdit anlarında oluşur.

Kimlikler arasında geçiş aniden gerçekleşir. 

Dissosiyatif kimlik bozukluğunun ülkemizde görülme oranı psikiyatri polikliniğinde % 4, psikiyatri servislerinde ise % 5,4 oranındadır.

Hastalığa yakalananların % 90’a yakını kadındır. 

Bu hastaların çok büyük bir kısmında ağır bir psikolojik travma geçmişleri oluyor.

Özellikle de çocukluk dönemlerinde yaşadıkları travma sonrasında hastalar bu hastalığa yakalanabiliyorlar. 

Çocukluk dönemleri oldukça kişiliğin oluştuğu hassas bir dönemdir.

Ağır bir travmayla karşılaşıldığında kişilik bütünleşmesi tehdide uğruyor.

Ve ayrı çekirdekler sonradan büyüyüp birer kişilik organizasyonu oluşturacak şekilde birbirinden ayrılıyor. 

Genellikle de travmanın türü, yaşanışı sonrası mağdur olan kişi ilk olarak kendi kişiliğini büyütüyor. 

Ayrıca tacize uğradıysa bu saldırıya uğrayan kişinin kişiliğini de taşımaya başlıyor. 

Travma esnasında kendisine yardımcı olmayan kişinin kişiliğini de alabiliyor.

Terapilerde ortaya çıkan travma öyküsü doktorlara kişiliklerle ilgili de bilgi veriyor.  

Psikiyatrik terapilerde kişiliklerle tek tek iletişim kurmaya çalışılarak, bu kişilikleri hastanın kendi kişiliğinin bütününe katmaya çalışılıyor. 


CEVAP VER