Tarihten Geleceğe Türk Dili ve Edebiyatı

7 ve 10. yüzyıllar arasında yazıldığı tahmin edilen Moğolistan, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kafkasya, Bulgaristan, Macaristan ve Polonya’da bulunan Göktürk alfabesi ile yazılmış sayıları 100'ü bulan yazıt bulunmuştur.

Bu veriler doğrultusunda Doğu Avrupa ve Balkanlardan, Güney Sibirya ve Moğolistan’a kadar uzanan bir coğrafyada Türkçe; Göktürk alfabesi ile yazılan bir yazı dili olarak karşımıza çıkmaktadır.

Göktürk alfabesi ile gördüğümüz yazıtlardan sonraki dönemde karşımıza Uygur Türkçesi çıkmaktadır.

Sonraki dönemlerde farklı coğrafyalar üzerinde hem yazılı hem de sözlü olarak kullanılan Karahanlı, Harezm, Çağatay, Özbekçe, Kıpçak, Tatarca, Başkurdca, Kazakça, Kırgızca, gibi Türk dilini temsil eden unsurlar meydana çıkmıştır. 

Türk dilinin milat sonrası dönemlerinden başlayarak günümüze kadar gelen kolu ise Ana Oğuz Türkçesidir.

10. yüzyıldan sonraki dönemlerde Maveraünnehir, İran ve Anadolu’da yaygınlaşan bu dil Eski Anadolu Türkçesinin temelini oluşturmuştur.

Eski Anadolu Türkçesi ise 11. ve 15. yüzyıllar arasında kullanılmış tarihi bir yazı dili olarak bilinmektedir.

Anadolu'nun zamanla Türk hakimiyetine girmesi ile birlikte 13. ve 15. yüzyıllar arasında Oğuzca temelinde kurulmuş ve gelişim göstermiş bir dildir.

Fakat Anadolu’da kullanılan farklı ağız özelliklerinin yazı diline girmesi sonucu standart bir Eski Anadolu Türkçesinden söz etmek mümkün değildir.

13. ve 20. yüzyıllar arasında ise Osmanlı İmparatorluğunun hakimiyeti ile birlikte Arap alfabesinin Farsça ve Türkçe’ye uyarlanmış bir biçimi ile Osmanlı Türkçesi Anadolu’da kullanılmıştır.

Osmanlı Türkçesi çok geniş bir coğrafyada yüzyıllar boyunca Türk dili tarihinde ağızları ile birlikte kullanılmıştır. 

Günümüz Türkçesi ise Türkiye Türkçesi olarak adlandırılmakta olup Osmanlı Türkçesi gibi ağızlarıyla konuşulan çağdaş bir yazı dilidir.

Dünyanın en çok konuşulan 15. dili olan Türkiye TürkçesiTürkiye Cumhuriyeti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Irak, Kosova, Romanya ve Makedonya’da farklı düzeylerde resmi dil olarak kabul görmektedir.

Bu bağlamda batıda Balkanlardan, doğu bölgelerde Orta doğuya uzanan bir bölgede etkinliğini göstermektedir. 

Türk dilinin zenginliği Türk edebiyatına da yansımış ve geçmişten günümüze yazılı edebiyat eserleri süregelmiştir.

İslamiyet öncesi devirlerde koşuk, sagu, sav ve destanlarla dile getirilen sözlü Türk edebiyatının yanı sıra, Orhun yazıtları ve Uygur metinleri de yazılı Türk edebiyatının ilk eserleridir.

İslamiyetin kabulü ile birlikte ise Türk Edebiyatı Divan ve Halk edebiyatı ile hem sözlü hem de yazılı olarak kullanılmış ve zaman içerisinde batı kültüründen etkilenerek, batı tesirinde ilerleme göstermiştir.

Batı tesirinde ilerleyen Türk edebiyatında Tanzimat, Serveti Fünun, Fecri Ati, Milli edebiyatçılar, Beş hececiler gibi edebiyat akımları ortaya çıkmıştır.

Cumhuriyetin ilanı ile birlikte ise Cumhuriyet öncesi akımlardan Milli edebiyatçılar ile Beş hececiler bu süreçte de varlık göstermiş ve devamında, Yedi Meşaleciler, Birinci Yeniciler, İkinci Yeniciler, Maviciler, Toplumsal Gerçekçiler, Hisarcılar akımları görülmüştür.

Bu süreçte Türk edebiyatı; edebiyatın her dalında sayısız sanatçı yetiştirmiş ve günümüzde geldiğimiz noktada hala bu akımlar takip edilmeye devam etmiştir.

CEVAP VER